Tamura Sensei

Tamura Sensei'nin dojo hakkında bir yazısı ve röportajı Eurasia Aikido'nun internet sitesinden alınmıştır.

“Dojo", Buda’nın Yolu’nun, Budizm’in yapıldığı yerdir. Kelime anlamı olarak, Shugyo’nun, yani Bu Yolu’nun çalışıldığı yere Dojo denir. SHU: Kaligrafisi, “beyaz” ve “kanatlar” olarak iki karakterden oluşur. Kuşa uçmasında gerekli olan kanatlarının, kesintisiz hareketini simgeler. Tekrar etmeyi, öğrenmeyi, çalışmayı, ustalığı çağrıştırır. Beyaz, aydınlığı çağrıştırır ama, esasında, tohumun içinde saklı beyazı simgeler. Shugyo, sadece çalışma veya temrin değil, aynı zamanda, kişilik gelişimi, asil yaşama sanatı anlamı da taşır. O halde Dojo basit bir çalışma salonu değildir: O’nun aynı zamanda hem kutsal bir yer, hem de çalışma salonu olduğunu düşünmenizi istiyorum. Çok eski zamanlardan beri, Japonya’daki Dojolarda, Kamiza’da, bu yüzden bir sunak bulunurdu. Bu özel sunak,saygı duyulan Savaş Sanatları Tanrısı anılsın diye oradaydı.

Devamını oku:

Önsöz

Ne zaman önemli bir konu hakkında eğitim ve öğretim yapmaya karar verilirse, konuyu anlayabilmek ve amaca ulaşabilmek için, o konunun aslının nereden geldiğini ve tarihini tanımak gerekir.

Japonya'da doğan bütün harp sanatlarına (disiplin sanatlarına) yani BUDO'ya çalışmaya başlamak, orijinini anlamakla, öğrenmekle başlar. Hedefe ulaşmak için uygulanacak metotlar Doğu (orient) ve Batı (occident) kavramında faklıdır.

Şayet bu kavramı anlamakta zorluk çekiliyorsa, BUDO'ya veya AİKİDO'ya başlayan, başlamak isteyen, seven ve iyice inceleyip öğrenmek isteyenler için gidilecek yol çok uzak ve zor olacaktır, belki de verdikleri bütün emeklere rağmen hedefe ulaşamayacaklardır.

AİKİDO, şu anda gelişmektedir ve AİKİDO yapanların veya yapıyorum diyenlerin sayısı gittikçe artmaktadır. Bu açıdan bakıldığı zaman öğretici ve eğitici seçimine bilhassa birkaç senedir çok dikkat edilmelidir. Öğretici ve eğitici, yani sizlerin sık sık söylediği "USTA - HOCA" veya SENSEİ konularına. Tekniki açıklamalara girmeden önce, her şahıs AİKİDO'ya ilk başladığı zamana dönsün. AİKİDO'ya bugün başlıyormuşsunuz gibi yapınız.

Devamını oku:

Bendeki Aikido

Ayna gibi... Aynaya bakar gibi... Ayna olmak gibi...

Sizlere, yeni başlayan, daha doğru ifadeyle bu yola yeni girmiş biri olarak, bendeki Aikido'yu anlatacağım. Bu metin benim kendi hikayemden bir parça olacak; yer yer ortaklaşacak yer yer ayrılacak aikidoya hayatında yer açmış diğer insanlarınkinden.

En genel anlamda yakın dövüş sanatları, çocukluğumdan beri özellikle izlediğim filmlerde bana hep estetik gelmiştir. En ilkelinden son teknolojik gelişmelerle hazırlanmış olanlarına kadar o sahnelerin, mizansenlerin büyülü tasarımları beni tek bir kavrama götürürdü: ahenk … Çatışırken nasıl ahenk yaratılır? Çelişkinin ve mücadelenin kaçınılmaz olduğu bir dünyada, düşmanınla bedensel ve ruhsal bir gerginliğin içine girmek, bu biçimde onunla çarpışmak salt bir estetik meselesi değildir aslında, hayatidir da aynı zamanda, gerçek gündelik hayata uygulandığında. Onu ve kendini.. tanımak… Kavramak…

Devamını oku: